2 tip pazarlama yöneticisi vardır. Klasik pazarlama yöneticisi ve Girişimci pazarlama yöneticisi. İlki süreç yönetir. Toplantılar yapar, süreç takip eder, rapor alır, rapor verir. Patronu dahil her şeyi idare eder. İkincisi risk alır. Onun için her pazarlama kararı bir girişimdir. Peşinden gittiği bazı fırsatların kazancı, çoğunlukla sonuç vermeyen girişimlerinin (pazarlama süreçlerinin) zararlarından kat kat fazla olur.
İlki gemiyi yüzdürür. İkincisi büyütür.
Klasik pazarlamacı sorar: “Bu nasıl yapılır?” Girişimci pazarlamacı sorar: “Bu yapılmalı mı?” Çünkü yapılmalıysa tüm kariyeri dahil her şeyini riske atmaya hazırdır. İşin nasılına bulabileceği binlerce çözüm vardır.
Pazarlamanın özü belirsizliktir.
Hangi mesaj tutacak? Bilinmiyor.
Hangi kanal işe yarayacak? Bilinmiyor.
Müşteri nasıl tepki verecek? Bilinmiyor.
Klasik pazarlamacı, belirsizliği yok sayarak, bir süre herkese iyi hissettiren bir kontrol illüzyonu yaratır. Onca toplantı, plan, rapor bu kontrol hissine hizmet eder.
Girişimci pazarlamacı, belirsizliği kabullenir, hatta kucaklar. Her pazarlama kararını yeni bir girişim gibi görür. Deneyerek, test ederek, risk alarak endişe ortamı yaratır. Fakat onca fırtına patronun ve kendi ailesinin çıkarlarına hizmet eder.
İstanbul Kuyumcukent’te YGZ Kuyumculuk var. Sahibi Süleyman Abi. Kıymetli bir abimizdir. Toptan satış ve pazarlamadan sorumlu da Erdal diye bir kardeşimiz var. Tabii Erdal’ın üstünde bir ciro baskısı var. Bir gün Erdal’ın kendi dilinde bir “pazarlama süreci”ni onaylatmasına şahitlik ettim. Baş parmağıyla sıkıştırdığı orta parmağını hızlıca kurtarıp adem elmasına hızlıca 2 kere vurarak;
- Abi millet tam takır. Borç gırtlakta. Bankalarda kapı pencere. Herkes kredi kartının dibini sıyırmaya çalışıyor. Ben altını kredi kartına sıfır komisyonla satacağım.
O an ben bile sarsıldım. Erdal finans bilmez. “Komisyon oranlarının toplam karlılık içindeki payı” “Nakit akışının bankaların pos anlaşmalarından nasıl etkilendiği” gibi konularda yüksek lisans tezi de yok. Bu nasıl bir cesaret dedim içimden. Bir de sen misin oğlum dükkanın sahibi? Tabire dikkat edin. “SATACAĞIM”. Süleyman niye benim değil kendisinin bir kuyumcu olduğunu anlatacak bir soğukkanlılıkla Erdal’a dönerek;
- Alemin akıllısı biz miyiz oğlum? Tüm kapalı çarşı, Kuyumcu Kent babasının oğlundan komisyon alıyor. (Meğer bu kredi kartına komisyon alma sektörde yazılı olmayan çok ciddi bir kuralmış. Ben de tabunun katılığını orada fark ettim)
- Ben milletin hesabını bilmem abi. Hesap kitap sende. Ama ben buraya adam yığarım.
Süleyman abi bir süredir Erdal’da sabitlenen ama Erdal’ı görmeyen bakışlarını hızlıca çevirip, hesap makinasına seyirtti. 3-4 dakika kadar bize anlamsız gelecek şekilde hesap makinasının üzerinde parmaklarını gezdirip gezdirip öğle yemeğinde yenilen kıymalı kaşarlı pidenin yağlı kağıdına bir şeyler yazdı. Bir an durdu ve Erdal’a hızlı cevap vermesini isteyen bir tavırla sordu;
- Kaç gram satarsın günde?
- İlk ay günde 50 satarım abi
Son kez makinaya bir hesap yaptırıp, kağıdı karaladı.
- Satamazsan nolcak?
- Yüzümü görmezsin abi. Ne Kuyumcu Kent, ne kapalı çarşı. Bu piyasa haram olur bana. Kargo işi yaparım. Ama 50’yi bulduğum gün cironun %1’i bana helaldir.Süleyman abi ayağa kalktı. Cebinden bir tomar para çıkardı. Göz yanıltan bir hızda ıslattığı parmağıyla çevirdiği paralardan küçük bir demet masaya attı.
- Al 10.000 lira. Bu yolluk (yani aslında pazarlama bütçesi:) dışında benden bir şey oynamaz.
- Eyvallah abi.
Erdal bir eliyle masadaki paraya uzanırken diğer eliyle telefonun kilidini açmıştı bile. Kapıya varıp sesiyle birlikte kaybolmadan hemen önce telefondaki arkadaşına şunları söylediğini duydum;
- Kanka dükkana gelsene. 5.000 lira var “istağram”a bişey yapman lazım.
Aynı günün akşamı ilk reels videosunu paylaştıklarını gördüm. Tezgahta duran kızın elinde bir A4 var. Üstünde tahta kalemiyle ve büyük harflerle yazılmış “KARTA “0” KOMİSYON” yazıyor. Arkada Erdal garip garip hareketler yapıyor. Reels yayınlanalı 3 saat olmuş. 300K görüntülenme var. Bot mu bastılar acaba diye düşündüm. Uzatmayayım. İkinci gün bittiğinde 5 milyon görüntülenme vardı. Süleyman abiyle konuştuğumda da dükkanda kuyruk olduğunu öğrendim.
Bu olay yaşanalı 2 ay oluyor. YGZ’nin milyonlarca görüntülenmesi, diğer esnafları kızdıracak kadar müşterisi var.
Nike, Burger King, Koç; Sabancı veya Uber değilseniz CMO’lar, pazarlama direktörleri veya
fevkalade tahsilleri olan müdürler aramayınız. Erdallar bulup birlikte bir kavgaya



